Ege Kent Konseyleri Birliği’nden Açıklama: “Eğitimde Laiklik ve Bilimsellik Vazgeçilmezdir”
Ege Kent Konseyleri Birliği, aralarında Datça Kent Konseyi’nin de bulunduğu üye kent konseylerinin imzasıyla, kamusal eğitimin laik, bilimsel ve çağdaş ilkeler doğrultusunda sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, eğitim politikalarının inanç temelli değil; bilimsel, akademik ve pedagojik ölçütlere dayalı olarak oluşturulmasının zorunlu olduğu ifade edildi. Oruç tutan ve tutmayan öğrenciler arasında ayrım yaratabilecek uygulamaların, yemek saatlerinin işlevsizleştirilmesinin ve dinî içerikli yönlendirmelerin pedagojik temelden yoksun olduğu belirEge Kent Konseyleri Birliği, aralarında Datça Kent Konseyi’nin de bulunduğu üye kent konseylerinin imzasıyla, kamusal eğitimin laik, bilimsel ve çağdaş ilkeler doğrultusunda sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, eğitim politikalarının inanç temelli değil; bilimsel, akademik ve pedagojik ölçütlere dayalı olarak oluşturulmasının zorunlu olduğu ifade edildi. Oruç tutan ve tutmayan öğrenciler arasında ayrım yaratabilecek uygulamaların, yemek saatlerinin işlevsizleştirilmesinin ve dinî içerikli yönlendirmelerin pedagojik temelden yoksun olduğu belirtildi.
Kamusal eğitim sisteminin ideolojik ya da dinî yönlendirmelere açık hale gelmesinin; toplumsal barışı, eşit yurttaşlık ilkesini ve demokratik hukuk devleti anlayışını zedeleyeceği kaydedildi.
“Okullar Ortak Kamusal Alandır”
Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin Anayasa ile açık biçimde tanımlandığı hatırlatılarak, devletin herhangi bir dini ya da inancı öne çıkaramayacağı vurgulandı. Eğitim kurumlarının siyasal ve ideolojik projelerin uygulama alanı haline getirilemeyeceği belirtilirken, okulların farklı inançlara sahip ya da herhangi bir inanca bağlı olmayan öğrencilerin ortak kamusal alanı olduğu ifade edildi.
Laiklik ilkesinin yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılığı anlamına gelmediği; aynı zamanda kamusal hizmetlerin ve eğitimin bilimsel, evrensel ve tarafsız ilkeler doğrultusunda yürütülmesini güvence altına aldığı belirtildi. Her bireyin inancını ya da inançsızlığını özgürce yaşayabilmesinin anayasal güvence altında olduğu, eğitim hizmetinin de bu çerçevede eşitlikçi ve tarafsız biçimde sunulması gerektiği kaydedildi.
“Eğitim Toplumu Ayrıştıran Değil, Birleştiren Bir Zemin Olmalıdır”
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne de atıf yapılan açıklamada, çocuğun üstün yararının esas alınması gerektiği; çocukların bedensel, zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişimlerinin korunmasının devletin sorumluluğunda olduğu ifade edildi. Çocukların herhangi bir ideolojik ya da dinî projenin parçası haline getirilmesinin bu ilkeye aykırı olduğu belirtildi.
Ege Kent Konseyleri Birliği ve imzacı kent konseyleri, eğitimin laik, bilimsel ve çağdaş nitelikte olması gerektiğini yineleyerek; karar alma süreçlerinde şeffaflık ve katılımcılığın sağlanmasını, eğitim politikalarının pedagojik ve akademik ölçütler doğrultusunda düzenlenmesini talep etti.
Açıklamada ayrıca, tek tip insan yetiştirmeyi hedefleyen yaklaşımların ülkeyi daha derin bir çıkmaza sürükleyeceği vurgulanırken; çocukların geleceğinin hiçbir ideolojik tartışmanın konusu yapılamayacağı ifade edildi. Eğitim sisteminin toplumu ayrıştıran değil, birleştiren bir zemine dönüştürülmesi çağrısında bulunuldu.tildi.
“Okullar Ortak Kamusal Alandır”
Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerinin Anayasa ile açık biçimde tanımlandığı hatırlatılarak, devletin herhangi bir dini ya da inancı öne çıkaramayacağı vurgulandı. Eğitim kurumlarının siyasal ve ideolojik projelerin uygulama alanı haline getirilemeyeceği belirtilirken, okulların farklı inançlara sahip ya da herhangi bir inanca bağlı olmayan öğrencilerin ortak kamusal alanı olduğu ifade edildi.
Laiklik ilkesinin yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılığı anlamına gelmediği; aynı zamanda kamusal hizmetlerin ve eğitimin bilimsel, evrensel ve tarafsız ilkeler doğrultusunda yürütülmesini güvence altına aldığı belirtildi. Her bireyin inancını ya da inançsızlığını özgürce yaşayabilmesinin anayasal güvence altında olduğu, eğitim hizmetinin de bu çerçevede eşitlikçi ve tarafsız biçimde sunulması gerektiği kaydedildi.
“Eğitim Toplumu Ayrıştıran Değil, Birleştiren Bir Zemin Olmalıdır”
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne de atıf yapılan açıklamada, çocuğun üstün yararının esas alınması gerektiği; çocukların bedensel, zihinsel, ruhsal ve toplumsal gelişimlerinin korunmasının devletin sorumluluğunda olduğu ifade edildi. Çocukların herhangi bir ideolojik ya da dinî projenin parçası haline getirilmesinin bu ilkeye aykırı olduğu belirtildi.
Ege Kent Konseyleri Birliği ve imzacı kent konseyleri, eğitimin laik, bilimsel ve çağdaş nitelikte olması gerektiğini yineleyerek; karar alma süreçlerinde şeffaflık ve katılımcılığın sağlanmasını, eğitim politikalarının pedagojik ve akademik ölçütler doğrultusunda düzenlenmesini talep etti.
Açıklamada ayrıca, tek tip insan yetiştirmeyi hedefleyen yaklaşımların ülkeyi daha derin bir çıkmaza sürükleyeceği vurgulanırken; çocukların geleceğinin hiçbir ideolojik tartışmanın konusu yapılamayacağı ifade edildi. Eğitim sisteminin toplumu ayrıştıran değil, birleştiren bir zemine dönüştürülmesi çağrısında bulunuldu.

